Colibasillosis 2

Colibasillosis 2

PATOGENEZ

E.coli, başta sindirim sisteminin alt kısmı ve sekumlar olmak üzere, kanatlının sindirim sisteminde devamlı olarak bulunan bir bakteridir. Bununla birlikte, koliseptisemiyle en yaygın biçimde ilişkili olan E.coli suşları gırtlağın arka kısmındaki farinkste ve trakeanın üst kısmında kontamine tozun solunmasıyla bulunur.

E.coli hayvanın vücudunu üst solunum yolundan başlayarak istila eder ve bu durum bölgedeki savunma mekanizmalarını bozan etkenlerle kolay hale getirilir. Bu faktörlere trakeayı içten saran mikroskopik tüy ya da siliumların görev yapmasını engelleyen siliostatik viruslar (örneğin enfeksiyöz bronşitis ve kanatlı pneumovirusu) örnek verilebilir. Benzer bir etki amonyak gazının makrofajları – hayvanın savunma sisteminin bir parçası olan büyük hücreler- baskılayıcı etkisi kadar siliumlara etkisiyle de oluşur. Bu makrofajlar, istila eden mikroorganizmalar gibi yabancı maddeleri içine çekip yok eder. E.coli invazyonu aynı zamanda yüksek düzeyde toz, yüksek sıcaklıklar ve hipovitaminoz A gibi diğer stres faktörleri karşısında hayvanın direnci azaldığında görülür.

E.coli solunum yolu mukozasını geçtikten sonra hayvanın vücudunda kan akımı vasıtasıyla yayılır ve farklı iç organlarda lezyonlara yol açar. Akut vakalar haricinde bu lezyonlar benzer şekilde fibrin oluşumuyla ilişkilidir, bu yüzden fibrinli perikarditis, fibrinli perihepatitis gibi durumlarla karşılaşırız.

KLİNİK TABLO

Koliseptisemi broiler ve hindilerde her yaşta görülebilir, ancak damızlık hayvanlarda yumurtlama öncesi daha yaygındır.

Etkilenen broiler sürüsü tipik şekilde durgunlaşır ve iştah kaybından sonra hayvanlar durgun, ilgisiz ve karışık tüylü bir hal alır. Solunum stresi yaygın olarak görülür. Morbidite değişken olup mortalite genelde %5’ten daha azdır fakat bazı durumlarda kayda değer ölçüde yüksek olabilir.

Koenfeksiyon ajanları klinik tabloyu etkiler. Örneğin enfeksiyöz bronşitis virusu ya da Mycoplasma gallisepticum dahil olduğunda solunum belirtileri daha belirgin olabilir ve ikinci durumda, ve hindilerin kanatlı pneumovirus’unda (hindi rhinotracheitis virusu), şişmiş infraorbital sinuslar görülür.

Bir sürüde koliseptisemiyi takiben, vücut büyüklüğünün birörnekliği kaybolmuştur, çünkü hayvanlar ölmez ancak kardiyak fonksiyonu ve bu yüzden de büyümeyi etkileyen kronik restriktif fibrinöz perikarditis gibi hastalık sonuçları (sekel) kalır. Böyle hayvanlar işleme tesisinde dışarıda bırakılır ya da reddedilir.

Bazı durumlarda eklem enfeksiyonunun (artritis) sonucu olarak kronik topallık ortaya çıkar.

POST MORTEM BULGULAR

Karkaslarda tipik olarak yüksek vücut ısısı vardır, öyle ki septisemiye bağlı olarak dehidre ve renksizdirler. İç kısımda vücudun ana organları büyümüş ve tıkanmıştır, bu yüzden hepatomegali (büyümüş karaciğer), splenomegali (büyümüş dalak) ve tıkalı akciğer ve böbreklere rastlarız.

Tipik olarak bazı organlarda beyaz fibrinli bir tabaka görürüz ve bu fibrinli perikarditis, fibrinli peritonitis ve fibrinli hava kesesi yangısı olarak görülür, ki buna akciğerlerin yüzeyindeki fibrinli plörezi eşlik eder.

E.coli karaciğer, dalak, akciğerler, kalpteki kan ve kemik iliğinden izole edilebilir. Kalpteki kandan alındığında üreme o kadar saf ve diffuzdur ki agar üzerine yayıldığında primer kültürde antibiyogram gerçekleştirilebilir, bu sayede E.coli etkeninin hangi antibiyotiğe duyarlı olduğu gibi önemli bilgileri elde etmede zaman kazanılmış olur.

TEDAVİ VE KONTROL

Birçok durumda bu vaka antibiyotik tedavisine yanıt verecektir fakat birçok ülkede broilerleri giderek azalan yaşta kesime göndermek ve kanatlı üretiminde antibiyotik kullanımını en aza indirme isteği bunun eskiden olduğundan daha az cazip bir teklif olduğu anlamına gelmektedir. Buna ek olarak, furazolidon, furaltadon ve enrofloksasin birçok ülkede mevcut değildir ya da kullanımları sıkı bir şekilde denetlenmektedir.

Koliseptisemiyi tedavi ederken zaman önem taşımaktadır bu yüzden antibiyotik seçimi genelde çiftliğin geçmişine bağlıdır ve yapılan seçimi onaylamak için antibiyogram birkaç gün sonra tekrar edilir. Tedavi ertelendikçe işleme tesisinde reddedilme ve/veya dışarıda bırakılmanın görülme olasılığı artar. Bu bağlamda hastalığı çiftlikte erken teşhis edip tedaviyi mümkün olduğunca erken başlatmak konusunda çiftlik çalışanlarını eğitmek gerekir.

Bu da kontrol stratejisinin belkemiğinin, önleme olduğu anlamında gelir. Bu, hastalıksız hayvanları iyi kaynaklardan almak ve temiz barınaklara yerleştirmek ve daha sonra oluşan sürünün strese maruz kalmadığından emin olmakla gerçekleşir. Bu da havalandırma gibi iyi çevre idaresiyle mümkün olur. E.coli nedenli enfeksiyonlarının oluşturduğu kayıpları azaltmak için solunum sistemi enfeksiyonlarının çıktığı günlerden önce havalandırmanın arttırılması, tedavide yararlı sonuçlar verebilir.

Koliseptisemi enfeksiyonunu tetikleyebilecek viral solunum yolu enfeksiyonlarını aşıyla kontrol altına almanın önleme stratejisinin önemli bir parçası olduğu ortadadır. Dünyanın bazı yerlerinde E.coli aşıları sorun tekrarladığında başarıyla kullanılmaktadır.

  • Paylaş